Kocatepe Mah. 560. Sok. No:2/1 Kocatepe Apt. B Blok D.6, 03200 Afyonkarahisar
0532 059 56 79 | 0272 216 56 00 | aliborklu@gmail.com | Hft içi 09:00 - 18:00 | Cumartesi 10:00 - 14:00
Ada Hukuk ve Danışmanlık
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

haciz kaldırma menfi tespit

Esas No: 2025/8165 Karar No: 2025/7295
Paylaş: WhatsApp X LinkedIn

Bu karar bilgilendirme amaçlıdır. Güncel mevzuat ve içtihata göre değişmiş olabilir. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

Karar Tam Metni

12. Hukuk Dairesi         2025/8165 E.  ,  2025/7295 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar KuruluUYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİBAŞSAVCILIĞI GÖRÜŞÜ : Uyuşmazlığın Giderilmesi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.04.2025 gün ve 2025/6 Karar sayılı kararına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.06.2025 tarihli görüş yazısı ile birlikte evrakın Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde, gereği düşünüldü:I. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Uyuşmazlık, icra ceza mahkemelerinde şikayetçi alacaklının şikayeti üzerine yargılanan sanık hakkında düşme kararı verilmesi halinde, davalı sanıktan tahsil edilmek üzere şikayetçi alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilip edilemeyeceğine ilişkindir. II. HUKUKİ SÜREÇYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.06.2025 tarihli görüş yazısı ile "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. ve 23. Ceza Dairelerinin yukarıda belirtilen kararları arasında uyuşmazlık olduğu hususundaki başvuru üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından ilgili kararların incelenmesi sonucunda, "Şikayetçi Zeynep Kayhan'ın sanık Ömer hakkında hakikate muhalif beyanda bulunmak suçundan şikayetçi olarak Ankara 15. İcra Ceza Mahkemesine dava açtığı, mahkemenin yargılama sonunda takip borcunun ödendiği gerekçesiyle davanın düşürülmesine, sanığın sarfına neden olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, müşteki kendisini vekil ile temsil ettiğinden müşteki lehine AAÜT uyarınca 5.000,00-TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak müştekiye verilmesine şeklinde karar verdiği, icra ceza mahkemesinin bu kararı aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyanın mahkememiz 23. Ceza Dairesine gönderildiği, dairenin 2024/1006-1117 sayılı kararı ile sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiği, dolayısıyla icra ceza mahkemesinde düşme halinde katılan lehine ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğine 23. Ceza Dairesi tarafından kesin olarak karar verildiği, aynı şikayetçinin aynı sanık hakkında icra iflas kanununda düzenlenen suç nedeniyle şikayetçi olarak Ankara 6. İcra Ceza Mahkemesine dava açıldığı, yargılama sonunda icra takip borcunun ödendiği gerekçesiyle sanık hakkındaki davanın düşürülmesine, masrafın müşteki üzerinde bırakılmasına karar verildiği ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, bu karar aleyhine yapılan istinaf başvurusunu inceleyen 9. Ceza Dairesinin 2024/651-3183 sayılı kesin karar ile "hükmün 2.paragrafının "şikayetçi tarafından yapılan yargılama giderinin sanıktan alınarak şikayetçiye verilmesine" şeklinde değiştirilerek ve hükmün diğer bölümleri aynen kurunarak hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verildiği, dolayısıyla 9. Ceza Dairesinin icra takip borcunun ödenmesi nedeniyle düşme kararı verildiğinde davacı-şikayetçi lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini kabul ettiği görülmüştür." şeklinde tespitlerde bulunulduktan sonra her iki bölge adliye mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu neticesine varılmış anılan kararlar arasındaki uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesi ve içtihat birliğinin sağlanması amacıyla 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanunun 35.maddesinin 3.fıkrası uyarınca ilgili bilgi ve belgeler eklenerek kararın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Konuyla ilgili mevzuaat incelendiğinde; İcra ve İflas Kanunu;Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller Madde 354 – Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.(Mülga ikinci fıkra: 17.7.2003-4949/103 md.)(Ek fıkra: 31.5.2005-5358/22 md.)İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.(Ek fıkra: 31.3.2011-6217/6 md.)Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu;Yargılama giderleriMadde 324 – (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.(2)Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.(3)Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.(4)Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2.7.2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.(5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.Sanığın yükümlülüğüMadde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.(2) (Değişik: 6.12.2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde giderMadde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi;Ceza davalarında ücret MADDE 14- (1) Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır.(2) Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda bu Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.(3)4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmının ikinci bölümünün dokuzuncu sırasındaki ücretten az, on üçüncü sırasındaki ücretten fazla olamaz.(4)Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır.(5)Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların reddi, kabulü veya ilk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı bu Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise Esas No : 2025/8165 idari para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal mevzuatın ışığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirme sonucu, İcra ceza mahkemelerinde şikayetçi-alacaklının şikayeti üzerine yargılanan sanık hakkında düşme kararı verilmesi halinde, davalı-sanıktan tahsil edilmek üzere şikayetçi-alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmaması sebebiyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.12.2024 gün ve 2024/651-2024/3183 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesinin hukuka uygun olacağı değerlendirilmiştir. 696 sayılı KHK m. 92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.04.2025 gün ve 2025/6 Karar sayılı Kararı sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi arz ve talep olunur." şeklinde görüş bildirmiştir. III. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2012 tarihli ve 2011/4-260 Esas, 2012/62 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; yargılama sonucunda düşme kararı verilmesi halinde, yargılama giderinin ne şekilde tahsil edileceğine ilişkin olarak CMK’nun 324 ve devamı maddeleri ile TCK’nın 74. maddesinin irdelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.Ceza Muhakemesi Kanunun anılan hükümlerine bakıldığında düşme kararı verilmesi halinde yargılama giderinin sanıktan tahsil edilip edilmeyeceği yönünde açık bir hüküm bulunmadığı, ancak, sanığın yükümlülüğü başlıklı 325. maddesinde, cezaya veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde, bütün yargılama giderlerinin sanığa yükletileceği, 327. maddesinde ise hakkında beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen, kişinin sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edileceği şeklinde düzenleme yapıldığı görülmektedir.Türk Ceza Kanunun ‘dava veya cezanın düşmesinin etkisi’ başlıklı 74. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise şöyle bir düzenleme yer almaktadır: 2-Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmin edilmesi için açılan şahsi hak davasını etkilemez. 3-Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.Hükümde yer alan düzenlemeden de açıkça anlaşıldığı gibi, kamu davasının düşmesi halinde, bu durumdan sadece malların geri alınması hali ile davaya konu olay nedeniyle uğranılan bir zarar varsa bunun tazmini için açılan hukuk davası etkilenmeyecek, yani davaya devam edilebilecek, ancak mahkûmiyet kararı verildikten sonraki bir tarihte cezanın düşmesine karar verilmiş ise bu takdirde düşme kararı verilmiş olması şahsi hakkın istenmesine ve yargılama giderinin tahsiline engel bir durum oluşturmayacaktır. Başka bir deyişle yargılama gideri ve şahsi hak ancak cezanın düşmesine karar verilmesi halinde istenebilecektir. O halde, anılan hükümlerin mevhumu muhalifinden kanun koyucunun kamu davasının düşmesine karar verilmesi halinde sadece açılan hukuk davası ve malların geri istenmesi ile sınırlı düzenleme yaptığını, şahsi hak ve yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verileceği yönünde somut bir düzenleme yapmayarak bu yöndeki iradesini ortaya koyduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Düzenlemenin Türk Ceza Kanunu hükümleri arasında yer alması da bu hükmün aynı zamanda bir usul hükmü olması niteliğini de ortadan kaldırmamaktadır. Başka bir deyişle kanunda bu konuda bir boşluk olduğu ve kıyas yoluyla bu boşluğun doldurulmasının gerektiğinden söz edilemeyecektir.Somut olayla ilgili olarak yasal bir boşluk olduğu kabul edilirse, CMK’nın 327. maddesi ile HUMK’nın 94/2. maddesinin kıyas yolu ile uygulanabilirliğinin ve sonuçlarının da ayrıca tartışılması gerekmektedir.Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas kural olarak serbesttir, ancak sınırlayıcı düzenleme yapan hükümler ile istisnai düzenleme yapan hükümler kıyas yolu ile genişletilemez. Kanımızca, yargılama giderinin ne olduğunu, kime, hangi hallerde ve ne şekilde yükletileceğine ilişkin CMK’nın 324 ve devamı maddeleri istisnai hükümler olup kıyas yolu ile genişletilmesi mümkün değildir. CMK’nın 327. maddesi, başlığında hükmü, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararlar yönünden istisnai olarak saymış ve sınırlamıştır. Düşme kararı verilmesi halinde CMK’nın 327. maddesinin kıyas yolu ile uygulama olanağı da bulunmamaktadır.Kaldı ki, hükmün gerekçesine bakıldığında, sanığın kusurluluk durumunun da kamu davası açıldıktan sonraki bir dönemde gerçekleşmesi haline özgü olmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Gerekçede ‘...hakkında kamu davası açılmış olan kişi, savsama ve kusuruyla bilirkişi ve tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur’ denilmektedir. O halde suça konu ruhsatsız binayı dava açılmazdan önce ruhsata uygun hale getirmemenin bu madde kapsamında sanığa bir kusur olarak izafe edilmesi de kanunun ruhuna aykırı olacaktır. Aksi durumun düşünülmesi ve yapılan düzenlemenin HUMK’nın 94. maddesine paralel bir düzenleme getirildiğinin savunulması da mümkün görülmemektedir.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre, yargılama giderleri kural olarak davada haksız çıkan (aleyhine hüküm verilen) tarafa yükletilir. HUMK’nın 94. maddesinde ise davanın feragat veya kabul ile sonuçlanması hallerinde durum özel olarak düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında davadan feragat eden veya davayı kabul eden tarafın mahkûm olmuş gibi yargılama giderini ödemekle yükümlü olduğu hususunda genel bir düzenleme yapıldıktan sonra, ikinci fıkrasında hakkaniyet kuralları gözetilerek bu genel kuralın istisnası getirilmiş ve hal ve durumu ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş ve ilk oturumda davayı kabul etmiş olan davalının yargılama giderine mahkûm edilemeyeceği kabul edilmiştir. Anılan düzenlemede davasından feragat eden davacının aslında dava açmakta haksız olduğu karinesinden hareket edilmiş, davayı kabul eden davalının ise aslında haksız çıktığı anlaşılsa bile dava açılmasaydı da edimini yerine getireceği karinesinden hareketle eğer dava açılmasına kendi hal ve hareketleri ile sebebiyet vermemiş ve hiç bir işlem yapılmadan davayı ilk oturumda kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu olmaması gerektiği düşünülmüştür. Dolayısıyla bu düzenlemeden aksi bir çıkarım yapılarak kendi kusuru ile dava açılmasına sebebiyet veren sanık hakkında yasada öngörülen koşul gerçekleştiğinde verilen düşme kararı nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmek de mümkün görünmemektedir. Yargılama giderleri 5271 sayılı CYY'nın 3 24... . maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 324. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” şeklindeki düzenleme ile yargılama giderlerinin kapsamı; Yasanın “Sanığın Yükümlülüğü” başlıklı 325. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” şeklindeki düzenleme ile de kural olarak, ancak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olacağı belirlenmiştir. Anılan Yasanın “Beraat veya Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilmesi Halinde Gider” başlıklı 327. maddesinin birinci fıkrası ise; “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir” şeklinde düzenlenmiş olup, fıkranın açık hükmünden de anlaşılacağı üzere, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde sanık ancak, kendi kusurundan ileri gelen giderlerden sorumlu olacaktır. Madde gerekçesinde kendi kusurundan ne anlaşılması gerektiği; “hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur” şeklinde açıklanmıştır. 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının yargılama giderlerine ilişkin bölümünde, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme kararlarında sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olup olmayacağı ya da hangi hallerde sorumlu tutulacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yasanın 327. maddesinde yalnızca beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına kararları verilmesi halinde yargılama giderlerinin kimden ve ne suretle tahsil edileceği düzenlenmiş olduğundan, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme hükümlerinde yargılama giderlerinden kimin sorumlu tutulacağı anılan madde hükümleri uyarınca değil, aynı Yasanın 325. maddesi hükmü uyarınca belirlenmelidir. Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CYY'nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesi olanaklı olup, sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmiş olduğundan, müşteki lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulması olasılığı bulunmamaktadır. Ceza Yargılaması Hukukunda kıyasın olanaklı olduğu, bu itibarla kıyas yoluyla anılan Yasanın 327. maddesi uyarınca sanığın müşteki lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülebilir ise de; kıyas ancak genel nitelikteki hükümler bakımından söz konusu olup, 327. maddenin ise istisnai bir hüküm olması nedeniyle, kıyas yoluyla da olsa, maddenin kapsamının genişletilmesi olanaklı değildir. Öğretide bu konuyla ilgili şu görüşler mevcuttur. “Ceza Muhakemesi hukukunda, kural olarak kıyas yapılabilir. Ancak, ceza muhakemesi hukukunda da yasallık ilkesinin bir sonucu olarak kıyasa başvurulmasının sınırları vardır. Şu hallerde kıyas (benzetme) yolu ile boşluk doldurulamaz: 1- sınırlayıcı hükümlerin sözkonusu olması, 2- istisnai hükümlerin söz konusu olması” (Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, sf. 49), “ Oysa ceza muhakemesi hukukunda üç noktada kıyas engellenmiştir; bu üç noktada artık kanunilik ilkesi, ceza muhakemesinde çok etkin bir rol oynamaya başlamıştır ve kıyas yasaktır. Bunlar sınırlayıcı ve istisnai normlar ile koruma tedbirlerine ilişkin düzenlemelerdir” (Ünver, Yener-Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, sf.26)Kaldı ki, 327. maddenin düşme kararı verilmesi halinde de uygulanma olasılığı bulunduğu kabul edilse dahi, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücretinin sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider olarak kabulü olanaklı olmadığı gibi, dosya kapsamına göre sanığın kusurundan kaynaklanan bir gider de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davanın düşmesine karar verildiği durumda, sanık yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağından, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. IV. KARAR1. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.04.2025 gün ve 2025/6 Karar sayılı kararı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2025 tarih ve UG-2025/56637 sayılı görüşüne uygun olacak şekilde; UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNİN KABULÜNE,2. Sanık hakkında düşme kararı verilmesi halinde, davalı-sanıktan tahsil edilmek üzere şikayetçi-alacaklı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmaması sebebiyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.12.2024 gün ve 2024/651-2024/3183 sayılı kararı doğrultusunda 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca ceza daireleri arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerine bildirilmek üzere Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, Dava dosyasının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde evrak üzerinden oybirliği ile 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verildi.

Karar Bilgileri

Mahkeme
Yargıtay
Daire/Kurul
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8165
Karar No
2025/7295
Bu Kararla İlgili Danışın

Benzer bir hukuki sorunla mı karşılaştınız?

Hemen İletişime Geçin
WhatsApp'tan Yazın