Bu karar bilgilendirme amaçlıdır. Güncel mevzuat ve içtihata göre değişmiş olabilir. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Karar Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/10203 E. , 2026/84 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk DairesiSAYISI: 2025/1754 E., 2025/1731 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 12. İş Mahkemesi SAYISI: 2025/36 E., 2025/295 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.07.2012-18.07.2016 tarihleri arasında davalı Kurumda piyasa işletim ve izleme görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17. ve 18. maddeleri kapsamında feshedildiğini, fesih yazısında davacının hizmetine ihtiyaç duyulmaması gerekçesinin ileri sürüldüğünü belirterek, 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesine karar verilerek işe iadenin yasal sonuçlarının belirlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 15.07.2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü nedeniyle Kurumca tedbirlerin alındığını, süreç sonrasındaki olağanüstü durumlar göz önünde bulundurularak mevzuatın değerlendirildiğini ve insan kaynakları politikaları oluşturulduğunu, 1 Nisan - 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında bir kısım Borsa personelinin iş sözleşmesine son verildiğini, davacının da aralarında bulunduğu 51 kişinin hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde sonlandırıldığını, davacının bağlı bulunduğu üst düzey yönetici genel müdür yardımcısı tarafından davacının çalışmalarının verimsiz olduğu bilgisinin genel müdürlük makamına iletildiğini, yapılan değerlendirme sonucunda hizmetlerine ihtiyaç duyulmayan 51 personelin iş sözleşmesinin feshinin uygun görüldüğünü, hak ettiği ücretler ve ikramiyelerin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİA. İlk Derece Mahkemesi Kararıİlk Derece Mahkemesinin 26.10.2016 tarihli kararı ile; davacının iş sözleşmesinin hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle feshedildiği, darbe teşebbüsü sonrası yapılan değerlendirme sonucu iş sözleşmesinin sonlandırıldığından bahsedilmiş ise de fesih ihbarında bildirilen sebebin değiştirilmesinin mümkün olmadığı, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. B. İstinafİlk Derece Mahkemesinin 26.10.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2017 tarihli kararı ile; davalı işverence 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde geçerli fesih için düzenlenen şekil şartlarına uyulmadığı fesih bildiriminde fesih sebebinin açık ve kesin şekilde belirtilmediği gibi fesih öncesi davacının da savunmasının alınmamış olduğu, bunlara göre davalı feshinin sırf bu sebeplerle dahi geçersiz olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. C. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin 10.01.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 21.12.2017 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacı hakkında soruşturma bulunduğundan, ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli kararıyla; davacı ile ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de davacı ile ilgili toplanan delil ve tespitlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı, bu tespitlerin "iltisak ve sempati" göstergesi olarak kabul edilebileceği belirtildiğinden terör örgütü ile irtibatı ya da iltisakı bulunduğuna dair hakkında kanaat edinilen bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, yani iş sözleşmesinin devamının davalı işverenden beklenmesinin mümkün olmadığı gibi iş sözleşmesinin devamının çekilmez hâle geldiğini kabul etmek gerekeceği, feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı ve geçerli nedene dayandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. E. Onama Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.09.2019 tarihli kararı ile; hükmün onanmasına karar verilmiştir. IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bireysel Başvuru ve Anayasa Mahkemesi KararıKesinleşen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 05.10.2023 tarihli ve 2019/... Başvuru No.lu kararı ile; başvurucu hakkındaki soruşturmanın fesih tarihinden sonra başlatılmasına ve soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen, feshe ne şekilde dayanak teşkil ettiğine dair somut bilgi veya delile yer verilmediği, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararda başvurucunun terör örgütüyle iltisaklı olabileceğine dair gösterilen delillerin, başvurucudan elde edilen dijital materyallerle ilgili düzenlenen bir bilirkişi raporuna dayandığının belirtilmekle yetinildiği, raporda yer alan delillerin somut olarak neler olduğuna ve feshe ne şekilde dayanak teşkil edebileceğine dair bir gerekçeye yer verilmediği gerekçesiyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği belirtilerek kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkındaki ceza soruşturması neticesinde düzenlenen kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararında davacının terör örgütüyle iltisaklı olabileceğine dair gösterilen delillerin başvurucudan elde edilen dijital materyallerle ilgili düzenlenen bir bilirkişi raporuna dayandığının belirtildiğinden bilirkişi raporunun celp edildiği, 23 sayfadan oluşan 11.12.2017 tarihli uzman bilirkişi heyet raporunda telefon üzerinden ... sohbet uygulaması aracılığıyla yapılan yazışmalar kronolojik olarak incelendiğinde telefona ilk mesajın 08.09.2016 tarihinde geldiği, bu tarih öncesinde başkaca bir mesaj bulunmadığının tespit edildiği, fesih tarihi olan 18.07.2016 tarihi sonrasına ilişkin 08.09.2016 tarihinden başlayan ... mesajlarında davacının FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğuna dair delil bulunmadığı, fesih tarihinden sonraki mesajlara fesih konusu olarak dayanılamayacağı, dava dışı .... isimli şahsın FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğuna dair beyanların dava konusu olmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirmeye tutulduğunda; cevap dilekçesinde darbe teşebbüsü sonrası yapılan değerlendirme sonucu iş sözleşmesinin sonlandırıldığından bahsedilmiş ise de fesih ihbarında bildirilen sebebin değiştirilmesinin mümkün olmadığı, davalının fesih bildirimi ile bağlı olduğu, dolayısıyla açıklanan fesihte dayanılmamış bir sebep çerçevesinde geçerli bir fesihten söz edilemeyeceği buna göre davalı vekilince yargılama aşamasında feshin darbe girişimi ile ilgili olduğu, işletmesel kararın bu yönde alındığı iddia edilmiş ise de yazılı fesih bildiriminde belirtilen nedenlerin değiştirilemeyeceği üzere davalı vekilinin terör örgütü ile ilişkilendirdiği şeklindeki fesih savunmalarına itibar edilemeyeceği, kaldı ki Savcılık soruşturma dosyasında alınan 11.12.2017 tarihli uzman bilirkişi heyet raporunda; davacının fesih tarihine kadar elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda ortaya konan tespitlerin herhangi bir şekilde iltisak ve sempati göstergesi olarak değerlendirilebilecek bir delil ortaya konulmadığından davalı işverenin fesih savunmasının subut bulmadığı, davacının iş sözleşmesinin performans düşüklüğü nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca feshedilmiş olmasına göre davalı işverenlikçe 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde geçerli fesih için düzenlenen şekil şartlarına uyulmadığı, fesih bildiriminde fesih sebebi açık ve kesin şekilde belirtilmediği gibi fesih öncesi davacınında savunmasının alınmamış olduğu, bunlara göre davalı feshinin sırf bu sebeplerle dahi geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. C. İstinafİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının iş sözleşmesinin 15.07.2016 sonrasında yaşanan olağan üstü şartlar altında, darbe teşebbüsü sonrası ilk iş günü olan 18.07.2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütüne iltisaklı olması nedeniyle hizmetine ihtiyaç kalmaması nedeniyle feshedildiğini,2. Davacı hakkında işvereni şüpheye düşürecek ciddiyette terör örgütüyle iltisak ve sempatiyi ifade eden deliller bulunduğunu, 3. Müvekkili Kurumun Türkiye ekonomisinin en önemli stratejik kuruluşlarından biri olduğunu, hakkında ciddi şüpheler bulunan davacıyı bünyesinde çalıştırmasının mümkün olamayacağını, işçi ile aradaki güven ilişkisin sarsıldığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı ile buna bağlı olarak davacının işe iadesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Karar Bilgileri
Mahkeme
Yargıtay
Daire/Kurul
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10203
Karar No
2026/84