Bu karar bilgilendirme amaçlıdır. Güncel mevzuat ve içtihata göre değişmiş olabilir. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Karar Tam Metni
9. Hukuk Dairesi 2025/10062 E. , 2026/20 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İş MahkemesiSAYISI: 2024/672 E., 2025/272 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 08.06.2006 tarihinden 12.07.2013 tarihine kadar kaynakçı olarak 1.750,00 TL aylık net ücretle çalıştığını, son 16 ayın ücretini parça parça almak zorunda kaldığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 08.06.2006 tarihinde kaynakçı olarak çalışmaya başladığını, davacının işten çıkarılmasını kendisinin talep ettiğini, müvekkili Şirket tarafından iş sözleşmesi sona erdirilmeyince iş sözleşmesini davacının feshettiğini, hafta içi 08.30-18.00 arasında çalışan davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini, tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.12.2015 tarihli kararı ile; davacının iş sözleşmesi haklı neden olmadan feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kulladırılmayan yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 03.12.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.12.2019 tarihli kararı ile; fazla çalışmanın hesabında talebin aşıldığı, davalının yasal süre içinde ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemenin 22.07.2020 tarihli kararı ile; bozma ilâmına kısmen uyularak cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı, daha sonraki aşamalarda da cevap dilekçesinin zamanaşımı def'ine yönelik olarak ıslah edilmediği, bu itibarla davalı tarafın ıslaha karşı beyan dilekçesi ile ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin dikkate alınamayacağı, 21.09.2015 tarihli bilirkişi ek raporunda davacı vekilinin talebi doğrultusunda 2008 Temmuz-2013 Temmuz dönemine ait fazla çalışma ücreti alacağının net 13.319,05 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın objektif kriterlere dayandığı, alacaktan %35 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 22.07.2020 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 07.12.2020 tarihli kararı ile; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek, ilave tediye ifadesinin dava dosyasında böyle bir alacak kaleminin bulunmaması nedeniyle maddi hataya dayandığının açık olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde dava değerinin artırılması yoluyla davanın ıslahı durumunda 317/2 hükmü ve 319. maddesi uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği, nitekim davalı vekilinin 20.10.2015 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunduğu ve savunmanın süresinde olduğu anlaşıldığından Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 24.02.2023 tarihli kararı ile; 06.04.2021 tarihli celsede bozma kararına uyularak bozma ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda, denetime elverişli net tespitler içeren yeni bir bilirkişi raporu aldırıldığı ve bu raporun denetime uygun bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 24.02.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.10.2023 tarihli kararı ile; bozma sonrası yapılan yargılamanın son celsesinde Mahkemece, dosyanın karar aşamasında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin mazeretinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin 23.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinde aynı gün başka bir ilde duruşması olması nedeniyle katılamayacağını ve mazeretinin kabulü ile esasa ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilerek duruşmanın bırakılacağı gün ve saatin tarafına tebliğ edilmesini talep ettiği, Mahkemece kabul edilmeyen bu mazeretin somut ve haklı bir mazeret olduğu ve özellikle davanın niteliği gereği davacı tarafın davayı uzatmakta hukuki yararının bulunmadığı, yetersiz gerekçe ile mazeret dilekçesinin reddinin doğru olmadığı, davacı vekilinin mazeretinin kabul edilip yeni bir duruşma gün ve saatinin verilmesi gerekirken yazılı gerekçesiyle talebi reddedilerek işin esası hakkında yazılı şekilde verilen kararın usule aykırı olduğu gerekçesiyle kararın üçüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 24.05.2024 tarihli kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda davacının beyanının alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemenin 24.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.10.2024 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, asgari geçim indirimi alacağı yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın dördüncü kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı lehine kıdem tazminatı alacağına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,2. Davacının fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının bulunmadığını,3. Davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını, Yargıtay bozma ilâmı hilafına davacı lehine asgari geçim indirimi alacağı hesaplandığını,4. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asgari geçim indirimi alacağı bakımından ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi hususuna ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeple;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar Bilgileri
Mahkeme
Yargıtay
Daire/Kurul
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10062
Karar No
2026/20