Bu karar bilgilendirme amaçlıdır. Güncel mevzuat ve içtihata göre değişmiş olabilir. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Karar Tam Metni
11. Hukuk Dairesi 2026/496 E. , 2026/598 K.
"İçtihat Metni"I. BAŞVURU
Başvurucu İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.12.2025 tarihli dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2024 tarih ve 2024/849 E., 2024/1002 K. sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih ve 2025/702 E., 2025/874 K. sayılı kararı arasındaki (kesin nitelikte) farklılıklar nedeni ile daireler arasında uyuşmazlık olduğu belirtilerek uyuşmazlığın, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un (5235 sayılı Kanun) 35. maddesi uyarınca giderilmesi talep edilmiştir. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARIİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 26.12.2025 tarihli ve 2025/43 uyuşmazlığın giderilmesi E. sayılı kararı ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin uyuşmazlığa konu, banka tarafından hesap kat edildikten sonra keşide edilen hesap katına ilişkin ihtarname ile verilen atıfet süresinin, muaccel alacak yönünden temerrüt ihtarına yönelik bir süre olduğu, verilen atıfet süresi sona ermeden icra takibi başlatılabileceği, temerrüt ihtarında verilen atıfet süresinin dolması beklenmeksizin takip başlatılmasının sonucunun, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibaret olduğu yönündeki uyuşmazlığa konu kararının doğru bulunduğu ve benimsendiği bildirilerek İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2025 tarihli uyuşmazlığın giderilmesine dair başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin kararı yönünde benimsenerek uyuşmazlığın çözümü için dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine karar verilmiştir.III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2024 tarih ve 2024/849 E., 2024/1002 K. sayılı kararıyla, davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de, davacı bankanın gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 7 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal ettiği, bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyetin atıfet süresinin sonuna kadar ertelendiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2019 tarih ve 2017/4707 E., 2019/2247 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 11.05.2023 tarihinde icra takibine geçilmesinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesine aykırı olduğu, takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borçlarının bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih ve 2025/702 E., 2025/874 K. sayılı kararıyla, hesap kat tarihi itibariyle davacı bankanın varlığını iddia ettiği alacağın muaccel olduğu, davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin, bir muacceliyet yahut erteleme ihbarnamesi değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117/1. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18/3. maddesi kapsamında gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesi olduğu, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşecek olup kat tarihinde muaccel hale gelen borç bakımından temerrüdün henüz gerçekleşmediği, buna göre temerrüt ihtarında verilen mehilin dolmasını beklemeksizin takip başlatılmasının sonucunun, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibaret olduğu, aksinin kabulünün, temerrüt ve muacceliyet kavramları arasındaki farkın ortadan kalkmasına, muaccel borcun müeccel hale gelmesi sonucu doğurmasına neden olacağı, davacı banka tarafından hesabın kat edilmesinin, icra takibine geçilmesi için yeterli olduğu, keşide edilen ihtarname ile verilen atıfet süresi sona ermeden icra takibine geçilmesinin ve takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmasının usule uygun olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2017 tarih ve 2017/19-815 E., 2017/1007 K. sayılı kararının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2014 tarih ve 2013/18783 E., 2014/2861 K. sayılı kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2025 tarih ve 2024/2446 E., 2025/760 K. sayılı kararında yazılı karşı oy yazısının da bu yönde olduğu, bu durumda işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece takip tarihi itibariyle davalının muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesinden sonra keşide edilen hesap katına ilişkin ihtarname ile verilen atıfet süresinin, alacağın muacceliyetinin süre sonuna kadar ertelenmesine yönelik mi yoksa muaccel alacak yönünden temerrüt ihtarına yönelik bir süre mi olduğu, verilen atıfet süresi sona ermeden başlatılan icra takibinin usulüne uygun bir takip kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. B. İlgili Hukuk Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir.C. Değerlendirme1.5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi; "Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu kendi aralarında toplanır ve aşağıdaki görevleri yaparlar:......3.Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek, ..." düzenlemesini içermektedir. 2.Yukarıya metni alınan Kanun hükmünde, açıkça kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması durumunda bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesinin isteneceği düzenlenmiştir. Hükümde bahsedilen kesin nitelikteki kararlardan anlaşılması gereken, nitelik itibariyle temyiz kanun yolu incelemesine tabi olmayan kararlardır (ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz gibi). Miktar itibariyle bir kararın kesin olması nedeniyle temyiz kanun yolu incelemesine tabi olmaması, o kararın kesin nitelikte bir karar olduğu sonucunu doğurmaz. Zira aynı nitelikte bir hukuki uyuşmazlık, miktar olarak kesinlik sınırının üstünde olduğunda temyiz kanun yolu incelemesine tabi olacaktır. 3.Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesinden sonra keşide edilen hesap katına ilişkin ihtarname ile verilen atıfet süresinin, alacağın muacceliyetinin süre sonuna kadar ertelenmesine yönelik mi yoksa muaccel alacak yönünden temerrüt ihtarına yönelik bir süre mi olduğu, verilen atıfet süresi sona ermeden başlatılan icra takibinin usulüne uygun bir takip kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanan somut uyuşmazlık konusu ile ilgili Yargıtay incelemesinden geçmiş kararlar bulunmaktadır. Başka bir anlatımla bu uyuşmazlıkla ilgili miktar olarak kesin olmayan kararlar daha önce temyiz incelemesinden geçtiği gibi bundan sonra da temyiz incelemesinden geçebilecektir. 4.Yukarıya metni alınan Kanun hükmü ve yapılan açıklamalar hep birlikte değerlendirildiğinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 26.12.2025 tarihli ve 2025/43 sayılı kararı ile giderilmesi istenilen uyuşmazlık konusunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları nitelik olarak kesin olmadığından, zira aynı nitelikte bir hukuki uyuşmazlık, miktar olarak kesinlik sınırının üstünde olduğunda temyiz kanun yolu incelemesine tabi olacağından 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 26.12.2025 tarihli ve 2025/43 sayılı talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. V. KARAR1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 26.12.2025 tarihli ve 2025/43 sayılı kararı ile giderilmesi istenilen uyuşmazlık konusunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları nitelik olarak kesin olmadığından, zira aynı nitelikte bir hukuki uyuşmazlık, miktar olarak kesinlik sınırının üstünde olduğunda temyiz kanun yolu incelemesine tabi olacağından 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 26.12.2025 tarihli ve 2025/43 sayılı talebinin USULDEN REDDİNE, 2.Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na gönderilmesine, 3.Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, 29.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Karar Bilgileri
Mahkeme
Yargıtay
Daire/Kurul
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/496
Karar No
2026/598